İmam Hatip
AramaÜye ListesiTakvimYardım Sitemize Hoşgeldiniz. Oturum AçKayıt Ol
İmam Hatip » İSLAMİ KONULAR FORUMU » Farklı Dinler (Other ReligionS)
DÜNYA DİNLERİ

Sayfalar (9): « Önceki 1 ... 5 6 7 8 9
Mesaj önizleme  Konuyu Gönder 
 
Konuyu Değerlendir
  • 1 Oy - 1 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Normal Mod | Çizgisel Mod
DÜNYA DİNLERİ
Yazar Mesaj
blu3x Çevrimdışı
blu3x
***
width="120"
Üye Bilgileri

Üye no: 12116
Katılım Tarihi : May 2009
Rütbe : Kayıtlı
Nerden :
Mesaj Sayısı : 613
Ruh Halim Sicak

blu3x  is   Çevrimdışı
Rep Puanı : 284
Rep Grafiği: 284


Mesajlaşma Bilgileri 

PM (özel mesaj) göderMSN araciligi ile mesaj yollaYahoo araciligi ile mesaj yollaICQ araciligi ile mesaj yollaAIM araciligi ile mesaj yolla


Mesaj: #81
RE: DÜNYA DİNLERİ
Diyet Tarikatı




Tarikat Lideri Gwen Shamblin


Tanrının şişmanları sevmediğini ileri süren tarikatın kadın lideri, cennete girmek isteyenlerin mutlaka zayıflaması gerektiğini söylüyor.

ABD´de kısa bir süre önce kurulan ve parolası ´Şişmanlar cennete giremez´ olan ´Diyet´ tarikatının müritleri Tanrı katında kabul görmek için acımasızca oruç tutuyor. ´Kilo verme atölyelerinde´ Tanrı´nın beğenisini kazanana kadar zayıflamaya karar veren tarikatın lideri ve diyet uzmanı Gwen Shamblin (45) ´Tanrı, aşırı kilolu insanları sevmez. Eğer şişmanlarsak, kendimizi kontrol altına almamız gerekir. Ve disiplin, bizi cennetlik yapıyor´ dedi.

Tanrı adına oruç tutarak 100 kilodan 36 kiloya düşen Shamblin, rejimiyle taraftarlarına öncülük yaparken yazdığı ´Kilo Verme Diyeti´ kitabını da, kutsal kitap ´İncil´ gibi görüyor. Bir milyondan fazla satan kitabında müritlerine ´Açgözlülük büyük günahtır´ diye öğütler veren tarikat liderinin binlerce taraftarı diyet uyguluyor.

Agız'dan Çıkan Söz Kulak'a Kadar Kalp'den Çıkan Söz Kalp'e Kadar Gider...
İrşad Ormaktır Muradimiz...Makam Şan Şöhret deil amacımız
23-05-2009 01:48 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
blu3x Çevrimdışı
blu3x
***
width="120"
Üye Bilgileri

Üye no: 12116
Katılım Tarihi : May 2009
Rütbe : Kayıtlı
Nerden :
Mesaj Sayısı : 613
Ruh Halim Sicak

blu3x  is   Çevrimdışı
Rep Puanı : 284
Rep Grafiği: 284


Mesajlaşma Bilgileri 

PM (özel mesaj) göderMSN araciligi ile mesaj yollaYahoo araciligi ile mesaj yollaICQ araciligi ile mesaj yollaAIM araciligi ile mesaj yolla


Mesaj: #82
RE: DÜNYA DİNLERİ
Panawave Kültü





Japonya?da ortaya çıkan ?beyaz-giysili? (Pana Wave Laboratory ) tarikat, bilinmeyen 10´uncu gezegenin Dünya?ya yaklaşmakta olduğunu ve 15 Mayıs 2003 de insanlığın büyük bir kısmının yok olacağını öne süren Tarikata üyeleri, Dünya?nın manyetik kutuplarının değişmesi üzerine büyük sel ve tsunami felaketleri yaşanacağına inanmaktadırlar. Tarikat 1970´lerde Yuko Chino adlı bir kadın tarafından kuruldu.

Solcuların yaydığına inandıkları elektromanyetik dalgaları kırmak için beyaz giyinen ??Panawave?? (´Pana Wave Laboratory )tarikatı üyeleri 69 yaşındaki bayan Yuko Chino´nun peygamber olduğuna inanıyor. Tarikat üyeleri, Güneş sisteminde var olduğuna inandıkları 10´uncu gezegenin yaklaşması sonucu bu yaz (2003) dünyada büyük değişimler yaşanacağına inanıyorlar

Geçtiğimiz günlere kadar ??Pana Dalgası Laboratuarı?? diye anılan bu grup pek tanınmıyordu. ??Chino´nun Gerçek Adaleti?? isimli tarikat üyeleri, sonun yaklaşmakta olduğuna inanıyor. Bu nedenle bir süredir karavanlarla Japonya´da gezip elektro manyetik alanlardan temiz bir yer arıyorlar

Tarikat üyeleri komünistlerin elektro manyetik dalga yayarak hasta olan tarikat liderlerini öldürmek istediğini öne sürüyor. Bu nedenle elektro manyetik alanları kırdığına inandıkları beyaz renkte önlük giyiyor, beyaz renkli araç kullanıyor, etraflarını beyaz örtülerle sarıyor, ağaçları bile beyaz bezlerle kaplayarak dalgaları durdurmaya çalışıyorlar.

Tarikatı lideri Yuko Chino, Mart 2003 de Fuji TV kanalından muhabir Tomoya Morishita ile karavanında görüşmeyi kabul etti. Aracın içinin beyaz kaplı olduğu ve üzerinde tuhaf girdap işaretleri bulunduğunu belirten Morishita, müritlerinin aksine, kadının açık mavi bir süveter ve lacivert bir pantolon giymiş olduğunu belirtti. Sözde peygamberin kanser olduğunu ve yakında öleceğini söylediğini belirten Morishita, ??Öyle ağır hasta birine benzemiyordu. Tipik bir büyükanne işte?? dedi. Kadının ??Cennetten enerji aldığım sürece yaşayacağım?? dediğini aktardı.

Üzerindeki metal objeleri çıkarıp mikrofon ve kamerayı beyaz örtüyle sardıktan sonra beyaz önlükle yaşlı kadının yanına girmesine izin verilen muhabir, 25 dakikalık görüşmenin yüzde 90´nın geçen yıl yolunu şaşırıp sanayi bölgesindeki bir nehire giren ??Tama-chan?? isimli fok balığının kurtarılması olduğunu söyledi. Tarikat üyeleri fok balığını kurtarmaya çalışmışlar, ancak başarılı olamamışlardı.

Tarikat günümüzde küçük bir grup olarak varlığını devam ettirmekte ve tarikat üyeleri 20 Mart 1995´te Tokyo Metrosu´na ´Sarin´ saldırısı düzenleyen İlahi Gerçek (Aum Supreme Truth) Tarikatı gibi, terör eylemlerine girişmelerinin beklenmesinden korkan Japon Polisinin sıkı takibi altında yaşamaktadırlar.

Agız'dan Çıkan Söz Kulak'a Kadar Kalp'den Çıkan Söz Kalp'e Kadar Gider...
İrşad Ormaktır Muradimiz...Makam Şan Şöhret deil amacımız
23-05-2009 01:50 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
blu3x Çevrimdışı
blu3x
***
width="120"
Üye Bilgileri

Üye no: 12116
Katılım Tarihi : May 2009
Rütbe : Kayıtlı
Nerden :
Mesaj Sayısı : 613
Ruh Halim Sicak

blu3x  is   Çevrimdışı
Rep Puanı : 284
Rep Grafiği: 284


Mesajlaşma Bilgileri 

PM (özel mesaj) göderMSN araciligi ile mesaj yollaYahoo araciligi ile mesaj yollaICQ araciligi ile mesaj yollaAIM araciligi ile mesaj yolla


Mesaj: #83
RE: DÜNYA DİNLERİ
Kayıp Mu Uygarlığı ve Dini

Batık Mu kıtası ve Mu uygarlığı hakkındaki bilgilerin çok büyük bir bölümü, 19. yüzyılda yaşamış olan İngiliz araştırmacı James Churchward´ın incelemeleri neticesinde gün yüzüne çıkmıştır. İngiliz silahlı kuvvetlerinde albay olan Churchward, 1880´li yıllarda Hindistan ve Tibet´te görevle bulunduğu sıralarda bu kıta hakındaki ilk bilgileri edinmiş, emekliliğinden sonra da Orta Amerika´da araştırmalarını tamamlayarak bu batık uygariık hakkında beş eser yazmıştır.

Churcward´ın kaynakları, Batı Tibet´te bir mabette, bu mabedin başrahibi tarafından kendisine verilen "Naacal Tabletleri" ile, Amerikalı Jeolog William Niven´in 1921-23 yılları arasında Meksika´da ortaya çıkardığı tabletler olmuştur.

Bilim dünyası, gerek Churchward´ın ortaya çıkardığı Mu uygarlığının, gerekse bir diğer batık kıta olan Atlantis´in varlıklarını kuşkuyla karşılamaktadır. Ancak yine bilim dünyası, bu iki kıtanın battığı öne sürülen tarih olan 12 bin yıl önce dünyada büyük bir jeolojik olayın yaşandığını onaylamaktadır. Kaldı ki, dünyanın hemen her yerindeki kavim ve milletlerin tufan efsaneleri de, büyük bir felaketin yaşandığını doğrulamaktadır ve bilim dünyası ister kabul etsin, ister etmesin, Mısır, Maya kalıntıları, Paskalya adası uygarlığı gibi ~ugün nasıl ortaya çıktıkları izah edilemeyen birçok eser bu batık kıta uygarlıklarının varlığı ile mantıklı izahlara kavuşabilmektedir.

Evrim kuramları ve genel bulgulara göre, günümüzden 200 ile 500 bin yıl önce iki ayağı üzerinde dik olarak durabilen "Homo Erectus" yerini, düşünebilen insan "Homo Sapiens"e bırakmıştır. Homo Sapiens´in ortaya çıkış tarihini 200 bin yıl önce olarak kabul etsek dahi, o günden bu güne kadar insanoğlunun sadece günümüz uygarlığını yaratmış olduğunu düşünmek, insanlık adına büyük bir bencilliktir. 200 bin yıl önce dünyaya gelen ve uzmanlarca beyin ağırlığı ve düşünme kapasitesi günümüz insanı ile aynı olarak kabui edilen Homo Sapiens, ne olmuştur da, 194 bin yıl bekledikten sonra, günümüzden 6 bin yıl önce birden bire dev adımlar atmaya karar vernıiştir? Nitekim, günümüz bilim çevreleri, tekerleğin ve yazının ancak M.Ö. 4 binlerde bulunduğunu öne sürnıektedir.

Ancak, dünyanın geçirdiği tufan felaketi nedeniyle çok az belge ve bulgunun kalmış olmasına rağmen, bu belge ve bulgular, insanoğlunun dünya üzerindeki uzun geçmişinde, günümüz uygarlığının dışında en az bir büyük uygarlık daha yaratmış olduğunu ve hatta bugünkü uygarlığın temellerinin de bu eski uygarlıkta atıldığını ortaya koymaktadır.

James Churchward 1883´de, Batı Tibet´te bir manastırda bu belgelerin en önemlilerini gün yüzüne çıkarttı. Tibet´te görevli olarak bulunan Churchward, eski dinlerin kökenleri hakkındaki araştırmaları doğruitusunda Tibet´teki manastırları dolaşırken, yolu Batı Tibet´te bir manastıra düştü. Bu manastırın, "Büyük Rahipler Kardeşliğinin" önde gelen üyelerinden olan baş rahibi Rishi, Churchward´a, günümüzden 15 bin yıl önce yazılmış "Naacal Tabletleri"ni gösterdi.

Rishi´nin Churchward´a, binlerce yıldır sır olarak saklanan tabletleri niçin gösterdiği bilinmiyor. Ancak, kendisi de bir inisiye olan Rishi´nin, başka kanallardan da olsa Ezoterik doktrini bünyesinde yaşatan bir diğer kardeşlik örgütüne, Masonluğa üye olan Churchward´ı kendisine yakın bulduğu ve bazı sırların batı dünyasına açıklanması zamanının geldiğine inandığı tahmin ediliyor.

Rishi, bu düşüncelerle Churchward´a iki yıl boyurıca üstadlık yaptı ve sadece büyük rahiplerin bildiği, Naacal Tabletlerinin yazıldığı ölü dili kendisine öğretti.

Naacal dilini öğrenen ve tabletleri inceleyen Churchward, bu tabletlerin ışığı doğultusunda batık kıta Mu ve uygarlığııtın izlerine rastlamak umuduyla 50 yıl süren araştırnıa gezilerine başladı.

Pasifik okyanusundaki hemen bütün adalarda, Sibirya ve Orta Asya´da, Avusturalya´da, Mısır´da incelemeler yapan Churchward´a yeni nur kaynağı Meksika´da parladı. Amerikalı Jeolog William Niven, 1921-23 yılları arasında Meksika´da yaptığı kazılarda, 11.500-12.000 yıl önce yazıldıkları saptanan 2600 dolayında tablet buldu. Bu tabletlerdeki yazılar ne Niven tarafından, ne de tabletler üzerinde uzun bir inceleme yapan Carnegie Enstitüsü uzmanlarından Dr. Morley tarafından okunamadı. Tabletlerin varlığını duyan Churchward Meksika´ya gitti ve Tibet´te öğrenmiş olduğu Naacal diliyle yazılı olduklarını ispatladığı Meksika tabletlerini çözmeyi başardı. Tibet tabletlerinde eksik kalan bilgilerini Meksika tabletleri ile tamamlayan Churchward, batık uygarlık Mu hakkında büyük´yankılar getiren eserlerirıi yazdı.

Churchward ve Niven´in bulguları, Mu kıtasının bugünkü Pasifik okyanusunun oldukça büyük bir bölümünü kapladığını, Hawaii, Haiti, Fiji, Paskalya adaları ile diğer Polonezya adalarının bu batık kıtadan artakalan parçalar olduklarını ortaya koydu. Danimarkalı araştırnıacı ve yazar Eric Von Daniken de, birbirlerinden binlerce kilometre uzakta olan bu adalar kültürlerinin şaşılacak derecede benzediğine işaret ediyor. Churchward´a göre Mu kıtası, doğudan batıya 8 bin kilometre, kuzeyden güneye de 5 bin kilometre uzunluğunda dev bir ada kıtaydı. Naacal tabletleri bu kıtanın, uygarlığın beşiği olduğunu öne sürnıektedir. Yaklaşık 70.000 yıllık bir uygarlık geçmişine sahip olan Mu; zaman içerisinde tüm dünyada birçok koloniler ve büyük imparatorluklar oluţturmuţtur.

Mu uygalığının kolonileştirdiği ve daha sonra bağımsızlaşarak birer imparatorluğa dönüşen en önemli iki devlet, Atlantis ve Uygur İmparatorluklarıdır (8). Ayrıca, bugün Antik Mısır, Çin, Hint ve Maya uygarlıkları diye bilinen uygarlıkların kökeninde de Mu uygarlığı yatmaktadır.

Mu uygarlığının ne zaman başladığı bilinmiyor. Naacal Tabletleri ve Meksika´da bulunanlar bu konuda aydınlatıcı olamadı. Ancak tabletler, Mu´nun kolonileşme ve uygarlığinın temelini oluşturan dinini yayma aşamasına 70 bin yıl önce geçtiğini gösteriyorlar.

15 bin yaşında oldukları belirlenen Naacal Tabletleri evrenin başlangıcı ve ortaya çıkışı konusunda ayrıntılı öngörüler kapsamakta. Bu tabletlere göre, evrenin başlangıcında sadece ruh vardı. Daha sonra bu ruhtan, bir kaosun hakim olduğu uzay var oldu. Zamanla kaos yerini giderek düzene bırakmaya başladı ve uzaydaki şekilsiz ve dağınık gazlar biraraya geldi. Bu gazlar, güneş sistemlerini ve gezegenleri oluşturmak için katılaştı. Katılaşma sırasında önce hava, sonra su oluştu. Sular dünyayı kapladı. Güneş ışıkları tıavayı ve suyu ısıttı. Bu ışıklar ve toprak altındaki ateş, üzerinde su bulunan toprakları yiikseltti ve bunlar açık toprak oldu. Güneş ışıkları suyun içinde ve balçıkta kozmik hayat yumurtalarını (Rna-Dna) oluşturdu. İlk hayat sudan ç~ktı ve tüm yeryüzüne yayıldı.

Günümüzde geçerli evren ve yaşamın oluşumu teorilerine bu denli benzerlik tesadüf olamaz. Zaten, en az 70 bin yaşında olan bir uygarlıktan daha farklı bilgiler ummak da saçmalık olur. Mu uygarlığının ulaştığı seviyeyi gösternıe açısından bir başka kaynaktan yararlanalım. Günümüzden 3 bin yıl önce yazılmış Mahabharata´da, uzak geçmişte insanoğlunun kullandığı bir silah tarif ediliyor: "Dumansız bir ateşin ışıltısına sahip olan ve alevler saçan bir mermi atıldı. Birden heryer karanlığa gömüldü. Daha sonra, gözleri kör eden bir ışık ve kulaklan sağır ederı bir gürültü çıktı. Ardından meydana gelen büyük ısıda sular buharlaştı. Filler, atlar, insanlar bir anda kavruldn. Ağaçlar tamamerı yandı. Heryer yeniden aydınlandığında koca ordudan geriye sadece bir avuç kül kalmıştı"...

Bu efsane, atalarımızın ulaştığı uygarlık düzeyinin yanısıra, onların dünyasının da bugün olduğu gibi, barıştan yana pek nasibini almadığını gösteriyor.

Mahabharata efsanesi ve Sodom ve Gomora´nın yokoluşu gibi diğer bazı efsaneler, Atlantis ve Mu kıtalarının batışı teorilerinden birisini destekler niteliktedir. Ancak bu konuya daha sonra değinileceği için şimdi, Mu uygarlığının yönetiliş biçimine ve bunun aracı olan ilk tek Tanrılı dine, "Mu Dini"ne göz atalım.

Mu uygarlığı bir imparatorluktu ve imparatorlann ünvanı, güneşin oğlu da denilen "Ra Mu" idi. Mu imparatorluğunun bir diğer adı da "Güneş İriıparatorluğu"ydu. Mu dilinde "Ra" kelimesi, giineş anlamına geliyordu. Mu´nun kolonisi olan Mısıi da da güneş tanrıya "Ra" adı verilmiştir. Ayrıca, kökleri Mu uygarlığına kadar uzandığı sanılan Japonya´da da imparatorun ünvanı "Güneşin Oğlu" dur. Bunun yansıra eski Maya ve İnka uygarlıklarında da krallar aynı ünvanı kullanmışlardır. İmparatorun altında, hem bilim adamı hem de rahip olan "Naacaller" bulunuyordu ve burılar yönetici sınıfı teşkil ediyordu. "Kutsal Sırlar Kardeşliği"nin üyesi olan Naacaller´in tüm dünyaya yaymış oldukları "Mu Dini", belki de insanlığın tanıdığı ilk tek Tanrılı dindi. Naacaller bu dini, sıradan insanlara, anavatan ve koloniler halklarına anlatırken, anlaşılması daha kolay olan semboller dilini kullanmayı tercih ediyoriardı. Bu sembollerin Ezoterik anlamlannı sadece inisiye edilmiş kardeşler ve imparator Ra-Mu bilmekteydi.

Naacaller´in sembolleri daha çok geometrik şekilleri kapsıyordu. Alaacal öğretisi, evrenin ortaya çıkışında en önemli görevin Tannnın geometri ve mimarlık vasıflarına düştüğünü öngörmektcydi. Mu dinine göre Tann o kadar kutsal bir varlıktı ki, doğrudan ağıza alınamazdı. Bir sembol vasıtasıyla ifade edilmezse, sıradan insanlar tarafından idrak edilemezdi. İşte bu Yüce Varlığın sembolü, Güneş yani "Ra" idi. Tanrının güneş olduğu iddiasındaki tüm saptırıimış iddialann ve güneş kültü diye nitelendirilen inamşların kökeninde yatan olgu budur.

Naacal öğretisinde Güneş doğrudan Tann değil, onun birliğinin ve tekliğinin kitleler tarafından daha iyi anlaşılması için seçilmiş olan bir semboldü. Sembollerin kullanılmasındaki bir diğer amaç da, belirli ifade tarzlannın kalıplaşmasını önlemek ve gelişmeler doğrultusunda sembollere yeni anlamlar yükleyerek, dinin bağnazlıktan ve doğmalardan kurtulmasını sağlamaktı. Ancak, uygarlık çöküp, ana kaynak yok olunca, zaman içinde bu sembollerin kendileri putlaştı ve çok tanrılı dinlerin doğmasına neden oldu.

Semboller vasıtasıyla tek Tanrıya tapınımı öğreten dinin büyük rahibi, dolayısıyla kutsal kardeşlik örgütünün de başı, Ra Mu´nun kendisiydi. Ancak imparatorun hiçbir Tanrısal kişiliği yoktu ve sadece konumu nedeniyle, sembolik olarak "Güneşin Oğlu" ünvanını taşıyordu.

Naacal kardeşlerinin, öğretilerini yaydıkları ve yeni üyeleri inisiye ettikleri mabetler, kıtanın her yerine ve kolonilere dağılmış vaziyetteydi. Dev blok taşlardan yapılan bu mabetlerin damları yoktu ve bunlara "şeffaf mabetler" deniliyordu. Güneş ışıklarının inisiyeler üzerine doğrudan ulaşması için mabetlere dam yapılmıyordu. Bu da bir tür semboldü ve Ezoterik anlamı, Tanrı ile insan arasında hiçbir engel olamayacağı şeklindeydi. Günümüz Masonluğunda da aynı sembol kullanılmakta ve Mason mabetlerinin tavanları, sanki üstü açıkmış gibi, gökyüzünü sembolize eder biçimde düzenlenmektedir.

Agız'dan Çıkan Söz Kulak'a Kadar Kalp'den Çıkan Söz Kalp'e Kadar Gider...
İrşad Ormaktır Muradimiz...Makam Şan Şöhret deil amacımız
23-05-2009 01:51 AM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
silwerfree Uzakta
LoadinG....*
******
width="120"
Üye Bilgileri

Üye no: 7438
Katılım Tarihi : Nov 2008
Rütbe : Süper Moderatör
Nerden : Uzakda değil :D
Mesaj Sayısı : 2,667
Ruh Halim Melek

silwerfree  is   Uzakta
Rep Puanı : 1736
Rep Grafiği: 1736


Mesajlaşma Bilgileri 

PM (özel mesaj) göderMSN araciligi ile mesaj yollaYahoo araciligi ile mesaj yollaICQ araciligi ile mesaj yollaAIM araciligi ile mesaj yolla


Mesaj: #84
RE: DÜNYA DİNLERİ
Allah razı olsun alper cok ugrasmısın.
ama bu konuyu tamamen okuyacak bılmıom ama zor cıkar Big Grin ama genede emegıne saglık kardesım

Tüm sessiz çığlıklarıma inat bozuyorum gizli suskunluğumu ... .....!!!




[Resim: imzarh6g.gif]




[Resim: 71501623cx6.gif]
23-05-2009 09:18 AM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
NaSuH Çevrimdışı
Forumcu
***
width="120"
Üye Bilgileri

Üye no: 12615
Katılım Tarihi : May 2009
Rütbe : Kayıtlı
Nerden : KONYA
Mesaj Sayısı : 251
Ruh Halim Cilgin

NaSuH  is   Çevrimdışı
Rep Puanı : 10
Rep Grafiği: 10


Mesajlaşma Bilgileri 

PM (özel mesaj) göderMSN araciligi ile mesaj yollaYahoo araciligi ile mesaj yollaICQ araciligi ile mesaj yollaAIM araciligi ile mesaj yolla


Mesaj: #85
RE: DÜNYA DİNLERİ
kardeş emegine saglık bıraz fazlaymıs az okudum Big Grin

Degerli NaSuH Kullanicisi May 2009 Tarihinden Beri İmam Hatip, İslami Forum, Dini Forum, Genel Forum Üyesidir.
30-05-2009 12:05 PM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
blu3x Çevrimdışı
blu3x
***
width="120"
Üye Bilgileri

Üye no: 12116
Katılım Tarihi : May 2009
Rütbe : Kayıtlı
Nerden :
Mesaj Sayısı : 613
Ruh Halim Sicak

blu3x  is   Çevrimdışı
Rep Puanı : 284
Rep Grafiği: 284


Mesajlaşma Bilgileri 

PM (özel mesaj) göderMSN araciligi ile mesaj yollaYahoo araciligi ile mesaj yollaICQ araciligi ile mesaj yollaAIM araciligi ile mesaj yolla


Mesaj: #86
RE: DÜNYA DİNLERİ
önemli deil :=)

Agız'dan Çıkan Söz Kulak'a Kadar Kalp'den Çıkan Söz Kalp'e Kadar Gider...
İrşad Ormaktır Muradimiz...Makam Şan Şöhret deil amacımız
30-05-2009 07:09 PM
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
Sayfalar (9): « Önceki 1 ... 5 6 7 8 9
Mesaj önizleme 


  • Yazdırılabilir Bir Versiyona Bak
  • Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
  • Bu konuya abone ol
Foruma Git:

Bize Ulaşınİmam Hatip, İmam Hatip LisesiEn üste Dönİçeriğe DönArşivRSS Beslemesi

RSS Feed Feeds: Light Mode | URL | Sitemap | HTML

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız admin@ihlforum.net adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to admin@ihlforum.net


Türkçe Çeviri » MyBB Destek | Üretici» MyBB ©2002- MyBB Group Tema » AtMaCa